18 Temmuz 2013 Perşembe

Ooo... Lezzete Pak!

Pakmaya kalitesi, güveni, çeşit çeşit ürünleriyle şimdi hanımlar mutfakta ne isterse en iyisini buluyor! Pakmaya pişirme yardımcıları lezzete lezzet katıyor. Pratik, nefis Pakmaya pudinglerin tadı damakta kalıyor: Kakaolusundan çileklisine, vanilyalısından çikolatalısına... 9 farklı çeşidiyle Pakmaya pudinglere evde herkes bayılacak!

Mısır unu, pirinç unu, galeta unu mu istediniz? Nişasta mı gerekti? Pakmaya'da alasını bulacaksınız! Enfes bir pastaya ne buyurulur? Pakmaya krem şantiler, çikolatalı soslar sizi bekliyor! Kakao, şekerli vanilin, karbonat, pudra şekeri, maya... Haydi leziz kekler, kurabiyeler, poğaçalar yapmaya! Çocukların canı tatlı mı çekti? Misafir mi geldi? Pakmaya pudingler ne güne duruyor?

Hanımlar; emeğinizin, hünerinizin hakkını veren Pakmaya ile mutfağınıza kolaylık ve lezzet getirin... Mutfağın Yıldızı siz olun, tebrikleri kabul etmeye hazırlanın!

Çikolatalı Fındıklı Pudingle Muffin Kek

Malzemeler:

• 2 Su Bardağı Un (200g)
• 1 Paket Pakmaya Hamur Kabartma Tozu
• 3 Su Bardağı Süt (600ml)
• 1 Paket Pakmaya Çikolatalı Fındıklı Puding
• 3 Yumurta
• 1 Su Bardağı Toz Şeker (175g)
• ½ Su Bardağı Sıvı Ayçiçek Yağı (100ml)
• 1 Paket Pakmaya Şekerli Vanilin
• ½ Çay Bardağı Pakmaya Kakao (20g)
• 3/4 Çay Bardağı Damla Çikolata (40g)
• 1 Tatlı Kaşığı Limon Kabuğu Rendesi
• Arzuya Göre Bir Tutam Toz Tarçın
• Fındık Kırığı

Hazırlanışı:
1. Fırınınızı önceden 175°C’ye ayarlayıp ısıtın. Muffin kalıplarına kağıt kalıpları yerleştirin.
2. Çırpma kabına yumurta ve şekeri aktarıp, mikser yardımı ile yüksek devirde 3-4 dakika çırparak karıştırın.
3. Üzerine sıvı yağ, 1 su bardağı sütten yemek kaşığı ayırdıktan sonar kalan miktarı, Pakmaya Kakao, Pakmaya Şekerli Vanilin, limon kabuğu rendesi, toz tarçın, un ve Pakmaya Hamur Kabartma Tozu’nu ekleyin.
4. Tüm malzemeyi mikser yardımı ile düşük devrinde çırparak karıştırın.
5. En son damla çikolatanın yarısını da ekleyip hafifçe karıştırıp, elde ettiğiniz kek hamurunu muffin kalıplarının 2/3’ünü geçmeyecek şekilde kalıplara paylaştırın.
6. Önceden 175°C ısıtılmış fırında 18-24 dakika pişirin.
7. Fırından alınca, keklerin üzerini daha önceden ayırdığınız 4 yemek kaşığı süt ile ıslatın ve soğumaya bırakın.
8. Pakmaya Çikolatalı Fındıklı Pudingi, paketteki tarife uygun olarak 2 su bardağı süt ile pişirin. Ocaktan alıp, arada karıştırarak yaklaşık 10 dakika soğutun.
9. Ilınan pudingi muffinlerin üzerine bir tabaka halinde sürün veya dolgu kreması olarak içlerine doldurun.
10. Damla çikolata ve pudra şekeri serpiştirip servis edin.

Bademli Bisküvi

Malzemeler:
• 2 ½ Su Bardağı Buğday Unu (250g)
• 1 Paket Pakmaya Hamur Kabartma Tozu
• 1 Yumurta
• 8 Yemek Kaşığı Margarin (135g)
• ½ Çay Bardağı Sıvı Yağ (50ml)
• 1 Çay Bardağı Toz Şeker (90g)
• 1 Paket Pakmaya Şekerli Vanilin
• 1 Paket Pakmaya Çikolatalı Bademli Puding
• ½ Çay Bardağı Pakmaya Kakao (15g)
• 1 Çay Bardağı File Badem (50g)
• 2-2,5 Su Bardağı (200-250 G) Buğday Unu

Üzeri için:
• Bitter Çikolata (40g)

Hazırlanışı:
1. Fırınınızı önceden 175°C ayarlayıp ısıtın.
2. Bir çırpma kabında şeker eriyip karışım köpüklenene kadar yumurta ve şekeri mikser yardımı ile yüksek devirde çırpın.
3. Unu ve Pakmaya Hamur Kabartma Tozu’nu eleyerek yumurtalı karışıma ekleyin. Çikolata dışındaki diğer malzemeleri de ekleyin ve karıştırın.
4. Elde ettiğiniz hamuru 5-6 dakika yoğurun.
5. Hamuru ikiye ayırıp, her bir parçayı merdane ile yaklaşık 0,5 cm kalınlığında açın. Kurabiye kalıbı ile ince uzun kesip, fırın tepsisine dizin.
6. Önceden 175°C ısıtılmış fırında 20-30 dakika pişirin.
7. Çikolatayı benmari usulü* eritin ve soğumuş bisküvilerin yarısını çikolataya batırın. Çikolata donunca servis edin.

Diğer tarifler için tıklayınız.



















Bir bumads advertorial içeriğidir.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Anti aging kremi de ne benim Baobab'ım ve Keçi Sütü Sabunum var :))

Evet artık beni birebir tanıyan tanımayan herkes biliyor evimin ve iş yerimdeki odanın her yanının bitkilerle dolu olduğunu, allah korusun tüm hastalıklara öncelikle bitkisel çözüm aramaktan yanayım, hatta çoğu zaman bitkisel ve tıbbi destekli giştmek bana daha güvenilir geliyor...Evet ben bu konuda hassas biriyim...

Genelde çevrem bildiği için ne denli bitkici ve araştırmacı olduğumu ayrıca da denemeden asla herhangi birşeyi tavsiye etmeyeceğimi, en ufak bir sıkıntı'da bana sorarlar..:) Eğer ben de kullandıysam, o hususta bilgiliysem ve de herkesin kullanabileceği birşeyse öneririm değilse benim bi canım aktarım var, hemen ona sorarım:)) Kim mi, aktarlar kraliçesi canım Handem (Hande Polat) o benim, kendi deyimiyle bildiğin aktar... Sevgili Dinçer sayesinde tanıştık kendisiyle ve tanışma o tanışma doğallığı, açıklığı ve yardımseverliğiyle o bitanedir, candır can...Biliyorsunuz bitkilerin yetiştiği yerlerden toplanma zamanına ve türüne kadar herşey çok hassas ve özenli olmak zorunda...O yüzden bizler hep deriz ki güvenilir, güvendiğiniz aktardan alın bitkilerinizi ve mutlaka söylenildiği şekilde kullanın, abartmadan ve azaltmadan...Çünkü elbette herşeyin azı karar çoğu zarar..Hande benim bu hususta güvendiğim aktarların başında gelir, şubeleriyle her daim hizmetinizdedir, gidemiyorsanız bile web sitesinden sipariş verebilirsiniz...Ben genelde bu şekilde yapıyorum...

Gelelim sayesinde tanıştığım, kullandığım mucize ürünlere...En başta Baobab Yağı, bayılıyorum bu ürüne ve çevreniz anında farkediyor cildinizdeki değişiklikleri...Hande'nin Baobablarını da sanırım biz tükettik :))) Valla Baobab yağının hangi faydalarını anlatmalı ki, nerden başlamalı, zaten sayfalar yetmez de...Ben özellikle biz hanımların sıkıntısı stresi için müjdeyi vereyim, ben artık hiçbir antiaging kremine deliler gibi para dökmüyorum, Baobab yağımı alıyorum 1-2 damla geceleri yatmadan yüzüme güzelce yediriyorum ve yatıyorum...Baobab asla yağlandırmıyor cildinizi, ama cildiniz pırıl pırıl sağlıkla parlıyor, kırışıklıklarınızı gideriyor, özellikle boyun dekolte ve yüzünüze güzelce sürüp yatın 1 haftayı geçmeden cildinizdeki değişimi farkedeceksiniz...Ben de farketti ve aldırdığım herkes te çok memnun...Bu çok değerli ve doğal yağı mutlaka alın, antiaginglerden elde edemediğiniz sonucu Baobab yağıyla elde edeceğinize eminim, ama elbette düzenli kullanmak şart...Baobab sağlıklı bir cilt için gerekli olan A,C,D ve E vitaminlerini barındırır, ayrıca amino asitler, beta karoten içerir. Bu yağ cildi nemlendirir, elastikiyet kazandırıp cilt hücrelerimizi de yeniliyor...Kısacası mükemmel bir ürün...O kadar çok kullanım alanı var ki Baobab'ın, mutlaka kendiniz de araştırın, hatta Handeciğime gidip hem alın hem de öğrenin başka nasıl kullanabileceğinizi, yada Twitter'dan (@hande_polat) da takip edebilirsiniz kendisini...Bir sürü faydalı bilgi paylaşıyor:)) Ha bir de saçlarınıza kullanabilirsiniz, saç kreminize 6-7 damla ekleyip saçınıza uygulayın, saçınızı onarır ve parlatır, esneklik ve nemlilik kazandırır...Şimdi baktım da siteye Baobab Yağında kampanya varmış, hemen alıp stoklayayım :)))

Fotoğraf internetten alıntıdır.
Bir de keçi sütü sabunumuz var ki bayılıyorum ona, cilt bakımı ve güzelliği için eşsiz bir nimet... bütün cilt temizleme ürünlerimi attım inanın, sadece keçi sütü sabunumla yıkıyorum yüzümü, buyrun faydalarına;
  • Ph'ı cildimizle uyumlu olup, cildimizi bakterilere karşı korur.
  • Zarar görmüş cilt yapısını onarır.
  • Sivilceli, egzamalı ciltlere çok faydalıdır
  • Yüzünüzü de vücudunuzu da pırıl pırıl parlatır:)
  • Cildi deri döküntüsü ve ölü hücrelerden arındırır...
Diğer tüm faydaları için bi tık tık . Biz artık ailece keçi sütü sabunu kullanıyoruz, eşim dahil. Tabii ki hepimizin sabunu ayrı, ama ille de keçi sütü sabunu :)) Kullanımı: elinizi ıslatıp, sabunu köpürtün ve cildinize sürerek 1-2 dak bekletip durulayın...

Aslında başta niyetim Baobab Yağı ve Keçi Sütü Sabununu anlatmak değildi, yaz gelmişken piknikler çok olur, kene ve bilimum böceklere karşı korunmak için yine kullandığım bir ürünü paylaşacaktım ki konu nerden nereye geldi...Artık o da başka bir yazı'ya kalsın...

Pırıl pırıl parlayan, sağlıklı bir ciltle ayrıca sevgi ve huzurla kalın:))
Koskocaman sevgilerimle,
Zuzu

21 Mayıs 2013 Salı

Vişneli Damla Çikolatalı Kek

Merhabalar,

Geçen haftamız oldukça sıkıntılı geçtiğinden bloğumdan tariflerimden hatta mutfaktan bile uzak kaldım...Ama ne demişler, her iş'te vardır bir hayır...Hadi bakalım yola devam :)

Sırada ablam'a hazırladığım tadı herkesi memnun eden ama bana daha iyi olabilirdi dedirten bir kek tarifi var...Orjinal tarif burda, ben tabii ki azıcık değiştirdim:))



Vişneli Damla Çikolatalı Kek

Malzemeler

75 gr Teremyağ
75 gr Fındık yağı
80 gr toz şeker
100 gr un
100 gr nişasta
100 gr damla çikolata
2 yumurta
1 pkt vanilin şekeri
1/2 pkt kabartma tozu
30 ml süt
1/2 - 1 su bardağı iri çekilmiş fındık ya da ceviz
Arzu ettiğiniz kadar vişne
Üzerine serpmek için hindistancevizi

Fırından çıktıktan sonra üzerine serpmek için pudra şekeri

Hazırlanışı

Teremyağ ve toz şekeri krema haline gelene kadar çırpın.Teker teker yumurtaları, vanilin şekeri ve fındık yağını da ekleyerek çırpmaya devam edin. Ayrı bir kab'a un, nişasta ve kabartma tozunu eleyerek karıştırın ve ardı ardına önce unlu karışımı sonra da sütü çırpmaya devam ederek Teremyağlı karışıma ekleyelim ve tekrardan çırpalım.

Damla çikolataları ve iri çekilmiş fındık/ceviz'i  bir kaşıkla hazırladığınız hamur'a yedirin. 24 cm'lik kalıba yağlı kağıt yerleştirerek kek hamurunuzu boşaltın, vişneleri de istediğiniz ölçüde istediğiniz şekilde hamura serpiştirin. Üzerine hindistan cevizi serpin ve  170 derecedeki fırında 50 - 60 dak arası pişirin. Yine de fırın farklılığından dolayı 40 - 45. dakika itibarıyla kontrol edin ki benim gibi kızartmayın :)) Arzuya göre üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz...

Afiyet olsun,
Sevgi ve ışıkla kalın...

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Alman Patates Salatası

Eski çalıştığım şirkette bir arkadaşım yapardı ondan öğrenmiştim bu salatayı, 10 yıldan fazla oldu, o gün bugün yaparız ve favorisidir bizimkilerin :) Diğer bloğum'da tarifi var ama burda da olması açısından hemen eklemek istiyorum.

Salatanın en büyük özelliği ve en önemli husus sadece Kühne Alman Tipi Tatlı Salatalık Turşusuyla yapılacak olması.



Fotoğraf ablamın yaptığı salataya ait:)

Alman Patates Salatası

Malzemeler:

1/2 kg. Patates (haşlanmış ve oldukça iri küpler halinde doğranmış)
Kühne Tatlı Salatalık Turşusu ince dilimler halinde doğranmış (damak zevkinize göre dilediğiniz kadar)
1 - 2 orta boy soğan (Yarım ay şeklinde doğranmış, tuzda biraz bekletilmiş, ovulmuş ve iyice yıkanmış)
5 - 6 dolu yemek kaşığı Mayonez
3 - 4 yemek kaşığı Kühne Tatlı Salatalık Turşusunun suyu
1 adet ekşi elma (ben koymuyorum) küp doğranmış
Süslemek için 1 - 2 adet haşlanmış yumurta
Tuz

Hazırlanışı:

Önce sosunu hazırlayalım; mayoneze azar azar tatlı turşu suyundan ekleyerek kıvamlı bir sos hazırlayın. Ben genelde göz kararı eklediğim için suyu burda dikkat etmeniz gereken husus; sosun akışkan olması, ama çok ince de olmaması...

Haşlanmış ve iri küpler halinde doğranmış olan patateslere, doğradığınız salatalık turşularını, ince doğranmış yarım ay şeklindeki soğanları ve isterseniz ekşi yeşil elmaları ekleyip karıştırın. Üzerine de hazırladığınız sosu döküp tuzunu da ekleyip iyice karıştırın. Dilimlediğiniz haşlanmış yumurtalarla süsleyip servis yapınız.

Afiyet olsun,
Sevgi ve ışıkla kalın...

12 Mayıs 2013 Pazar

Krep Amcayla tanıştırayım :))


Başta benim canım melek annem olmak üzere tüm annelerimizin, anne adaylarının ve bize anne gibi olanların Anneler Gününü can_ı gönülden kutlarım...Annelerimizin hakkını ödemek mümkün değil, hele ki benim canım annemin hakkını on kere sırtımda kabe'ye taşıyıp getirsem ödeyemem derler ya, hah işte aynen öyle...Kendinden önce bizi düşünür benim canım annem, bizden sonra da yine etrafındaki herkesi...Kapısı dakika susmaz, bulunduğumuz muhitte 1 gün görülmesin hemen aramalar başlar, gece gündüz telefonu benden çok işler...Herkesin dert anası, çözüm üreteni,kankası, 7-70'e dosttur arkadaştır o...Allah seni başımızdan eksik etmesin canım annem, allahım seni tüm hastalıklardan, belalardan ve şerlerden korusun...Bize bağışlasın... Elbette ki tüm anneleri çocuklarına çocukları da annelerine...

Benim minik kuzum cumartesi gecesinden başladı anneciğim krep yapar mısın kahvaltıya demeye...Annem'e kahvaltıya gitmeden hemen kalktım ve krep'i hazırladım...Buyrun sizi krep amcayla tanıştırayım :)


Krep

Malzemeler

1/2 lt süt
3 yumurta
250 gr un
1 çimdik tuz
Teremyağ

Tatlı krep için ilave

2 yemek kaşığı toz şeker

Hazırlanışı

Yumurtaları iyice çırpıp, azar azar elenmiş un'u, tuz ve süt'ü lave ederek çırpın. Tatlı yapacaksanız toz şekerinizi de ekleyin. Buzdolabında 1/2 saat bekletin. Teremyağ'ı tava'da kızdırın ve krep hamurundan tavanızın büyüklüğüne göre 1-2 kepçe alıp kızgın tavaya dökün. Alt üst pişirip servis yapın.

Not: Krep yaparken en önemli husus; tavayı her seferinde yağlamanız ve krep hamurunu kızgın tavaya dökmeniz...

Bugünü tabii ki sadece krep tarifiyle kapatmamaya çalışacağız, öğleden sonra da Alman Patates Salatası ve Vişneli Çikolatalı Kek tarifi gelecek...En azından öyle olmasını ümid ediyorum :))

Afiyet olsun...
Mutluluk ve ışıkla kalın,
Züzü

10 Mayıs 2013 Cuma

Alkali Su


Yazıyı okumaya başlamadan önce Lütfen Dikkat; Ben doktor yada sağlık uzmanı değilim, yazdıklarım mutlaka kendi denediğim şeylerdir...Lütfen ben yazmış olsam da siz yine de araştırın, danışın ona göre kullanın kullanacaklarınızı...Sevgiler, Züzü :)

Çevrem'de herkes diyet'te malum yaz geliyor, e ben de azıcık ordan burdan sıkmaya başladım... Ben öyle çok sıkı diyet yapabilenlerden değilim, sevmem, çünkü sonrasında saldırıyor insan, en azından ben öyleyim...Ben az ama herşeyi yiyip zayıflamayı tercih edenlerdenim...Ve bunda da en büyük yardımcım Alkali Su ve alkali yiyecekler :) Bu ara gerçi biraz coştum yine asidiklere kayarak ama toparlamak o kadar da zor değil, aslında en önemlisi alkali beslenmeyi yaşam tarzı olarak benimsemek...:)

Hepimiz biliyoruz artık ama yine de Alkali/Asidik açıklamasını bizde yapalım...Alkali en düz ve basit anlatımla temizlik demektir...Evet temizlik:) Vücudumuz'da stres, katkı maddeleri, hava kirliliği ve sağlıksız yiyecekler ile oluşan asidik ortamı temizleyen maddelere alkali denir...Hani deriz ya o kadar su içiyorum yine de fayda etmiyor, fayda etmeyen yan suyun alkali olmaması...İçtiğimiz su alkali olmalı, böylece vücudumuzu asidiklerden yani toksinlerden ve yağlardan arındırarak hastalıklara karşı dayanıklı hale getiriyoruz, hatta zayıflıyoruz... İçtiğimiz suyun pH'ı 7,5 ve üzeri olmalı, ancak bu şekilde alkali su içmiş oluyoruz.

Peki suyumuzu nasıl alkali hale getiririz?

1. Alkalife Alkali Su damlası; Kullandıklarım arasında en pahalı yöntem. 1 mini alkali damla şişesi 65 TL.300 ml lik suya 3 damla damlatıp gün içerisinde 4-6 bardak içiyorsunuz.



2. İngiliz Karbonatlı Su: 1 lt suya (Yarısı kaynatılşmış ve henüz sıcak olacak karışımı hazırlarken) 1 tatlı kaşığı İngiliz Karbonatı koyup karıştırıyorsunuz ve gün içinde tüketiyorsunuz. yada Sabah AKşam aç karnına bir bardak suya 1 dolu çay kaşığı İngiliz Karbonatı koyup içiyorsunuz. Başta bir kaç gün bağırsakların çalışması hızlanabilir, başınız dönebilir, sanki eliniz ayağınız titriyor gibi olabilir ya da hiç olmayabilir...Oluyorsa da bir kaç gün içinde geçecektir, vücudunuz bazik yani asidik olduğundan temizlenirken bu tür tepkiler vermesi normal.... İngiliz Karbonatını eczanelerden alabilirsiniz 2-4 TL arası.


3. İçtiğiniz suya limon dilimi ekleyerek yada elma sirkesi (mümkünse kendiniz yapın ve benim gibi bal ile tüketin ki midenize zarar vermesin) ile de yine alkali su elde edersiniz...

4. Saka Su :  pH'ı 8.22. Bizim ev'de Saka Su içiliyor, kızıma da evdeki herkese de Alkali Su içiriyorum :) bazı "ünlü su markaları" maalesef hiç te düşündüğümüz gibi değil, geçenlerde şirkette su analizi yaptık ph metreyle ve gözlerimize inanamadık!


1. sırada yüksek alkali çıkan sular; İngiliz Karbonatlı Su ve Alkalife Damlalı Su oldu.
2. sırada Saka Su

(1 ve 2 de yer alanlar alkali su)

3. sırada Çeşme Suyu geliyor ama burda lütfen dikkat edelim; Her ne kadar alkalisi yüksek görünse de bir kere klorlu su'dur ve vücut için sağlıksızdır. Her ne kadar limon ve sirke yada alkali damlası kullansanız da vücuda yararlı hale getirmeniz zordur. O yüzden içmemeyi tercih edin.

(3. sırada yer alan alkali ama klorlu su yani vücuda zararlı!)

4. sırada ünlü su markası asidik. Size bu hususta sadece söyleyebileceğim, alkalisi yüksek suyu araştırın, benim gibi alkali kağıtlarıyla testinizi yapın ve onları kullanın:))

ve tabii ki taze sebze suları da vücudu alkali hale getiriyor...

Alkali Besinler; Taze sebzeler, meyveler, zeytinyağları (hakiki zeytinyağı, omega 3 yağları, avokado yağı vb...) Tablo'ya bakınız...

Peki bu alkali, su ve besinlerin faydaları nelerdir;

- Vücudunuzda stres, katkı maddeleri, kirli hava vb ile oluşan asidikleri temizleyerek Bağışıklık Sistemini güçlendirir, dolayısıyla da hastalıkların görülme riskini azaltır...
- Vücudun enerjisini arttırır, daha dinç hisseder ve öyle de olursunuz.
- Yaşlanmayı önler
- Stres, depresyon ve anksiyete gibi çağımızın hastalıkları vücudu asidik hale getirir, alkali su ise temizleyerek ruhumuza da şifa verir (Elbette biz de biraz pozitif düşünmeye çaba göstermeliyiz ama ;)
- Bağırsak hareketlerini düzenler
- Cildinizi pırıl pırıl yapar
- Kilo almamıza sebep olan asidik atıklardır. Alkali su ise bu asidik atıkları temizleyerek kilo vermemize yardımcı olur...
- Egzama ve benzeri deri hastalıklarından kurtulmanıza yardımcı olur...

İngiliz Karbonatlı suyu ayrıca araştırın mümkünse, biz kullanıyoruz ve çok ta faydasını gördük..

Alkali suyun bana faydaları ne oldu?

- Cildim güzelleşti
- Vücut yağlarım eridi
- Stres vb rahatsızlıklara şifa verdi
- Daha enerjik oldum

Ama en önemlisi sadece alkali su içmek değil, aynı zamanda alkali de beslenmek...Tam ve asıl faydayı o zaman görürüz :)

Bir de size bu konuyla ilgili okuduğum, önereceğim kitaplar;


 

 

Ama tabii herşeyin temelinde istemek var...:) Olumlu yaşayıp, olumlu düşünelim ve mümkünse barışık olalım kendimizlke ve çevremizle...Sesinizi duyar gibiyim, iyi hoş ta Züzü maddi sıkıntılar, işyerindeki sıkıntılar, haset insanlar,  kazık atanlar vs... İnanın yalnız değilsiniz hepimizde maddi manevi bir sürü sıkıntı var...Hiçbirimiz çok rahat yaşamıyoruz, yada etrafımızda kıskanç, haset bize kötülük yapanlar, dedikodumuzu yapıp yüzümüze gülenler vb bir çok insan var...Ben eskiden üzülür ve sinirlendirdim bu tür insanlara ama uzun zamandır düşünce yapımı değiştirince inanın hem daha rahatım hem daha sağlıklıyım...Nasıl mı düşünüyorum?

Hiç bir insan boşuna girmiyor hayatımıza....Kimileri ceza, kimileri bela, kimileri imtihan, kimileri ise armağan...

İşte böyle...İnanın ben bu şekilde düşünmeye başladığımdan beri dışarıdaki insanlara canım en fazla 1 saat sıkılıyor, bazen o kadar bile değil...9 yaşındaki kızım bile en sonunda dedi ki anne nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun bazı insanlara karşı; çünkü biliyorum ki en güzel cezayı da en güzel ödülü de allah verir :) Ben sadece o insanları kendim'den, ailem'den ve çevrem'den uzak tutarım, görüşmem, ama kin de tutmam o kadar...Hiç moralimi ve ruhumu bozmam, bozamam...Kulun imtihanı kul'la olur...Olay bu tür insanlara geldiği an'da en önce düşündüğüm, hayatımıza giren hiçbir insanın boşuna girmediği ve alacağımız bir dersin mutlaka olduğudur...Ve herşey bizim için bir imtihan...Önemli olan bunları başarabilmek, pozitif düşünmek, pozitif hareket etmek...Hemen başaramasak ta zamanla başarabiliyoruz...

Bunun  dışında insanlara yardım etmek, onları mutlu edebilmek yapılabilecek en güzel şeylerin başında geliyor....Belki tek başımıza bazı şeyleri yapmakta zorlanabiliriz, ama bir hayır yapmaya öncü olabiliriz...Bir adım büyük güzelliklerin başlangıcıdır...Fakir ve hastalara, sokaktaki insanlara, hayvanlara yapacağınız minicik bir yardım mesela bir çocuğa gülümsemek, bir kediye süt almak vb...Hediyenin yardımın büyüğü küçüğü olmaz..Atacağınız minicik bir adımın koskocaman faydaları var, ne mi? Minicik yüreklerde mutluluk oluşturmak, sevindirmek, onlar sevinince yardım etmenin mutluluğu ve huzuruyla vücudumuzu hem bedensel hem de ruhsal olarak besliyoruz...Böylece otomatik olarak alkali oluyoruz...Stres'ten ve huzursuzluktan eser kalmıyor...

Bunun dışında size kötülük edenler oldu geçmiş'te, yalan söyleyenler, sevdiklerinizi üzenler daha birçok şey; affedin onları, ruhen affetmeniz yeterli...Ha ben başarabildim mi? İnanın başardım...Bana da çok büyük üzüntüler yaşatanlar oldu, ama artık izin vermiyorum...Hiç kimse siz istemediğiniz müddetçe size 2. üzüntüyü yaşatamaz...:) Siz geçmişte olanları affedin ve üzüntünün iplerinden, zincirlerinden kurtulun...Çok daha huzurlu ilerleyin hayatta...Siniriniz üzüntünüz anlık en fazla günlük olsun...Sonra aklınıza şu düşünce gelsin; Hiç kimse hayatıma bopşuna girmiyor, vardır bir sebebi...Ya da hiçbirşey boşuna olmuyor, vardır mutlaka bir sebebi...(O sebebi zaten yaşayan kişi biliyor ya da zamanla anlıyor:))

Alkali konusundan bakın nerelere geldik, hihihihi, ama en nihayetinde sağlık tek başına sadece besinlerle olmuyor beden ve ruhun aynı anda beslenmesi ve temizlenmesiyle oluyor..Şimdiye kadar bize zarar veren alışkanlıklarımızdan yavaş yavaş sıyrılarak pozitif limanlara doğru yelken almamızla oluyor...

Bu konularla ilgili yazılarım elbette bitmedi, bir sonraki sefer'de ben neler kullanıyorum örneğin omega 3, baobab yağı vb...kullandıklarımla da ilgili ve bana faydalarıyla ilgili kendi deneyimlerimi mutlaka paylaşacağım sizlerle ara ara...

Şifa, aydınlık, iç huzurunuzun bol olduğu harika bir gün, harika bir ömür geçirin...

Sevgilerimle,
Züzü

(Not: Yazı'daki resimler internetten alıntıdır.)