10 Nisan 2016 Pazar

Tam Tane Tahıllı Uno Premium Ailesi ile Tam Beslen Tam Yaşa



UNO Premium ailesi sayesinde Türkiye’de ilk kez bir tam tane tahıllı ekmek portföyü var.
Peki tam tane tahıllı ekmek ne demek?


İster buğday, ister çavdar, yulaf veya başka bir tahıl olsun, tahıl tanesinin tam halde, yani ayrıştırılmadan, doğal haliyle kullanılması demek. Tam tane tahıllı ekmekte tahılın sadece unsu özü değil, ruşeym ve kepek kısımları da kullanılıyor. İşte bu yüzden Tam Tane Tahıllı UNO Premium ekmek, yüksek vitamin, mineral, lif ve hatta protein içeriyor. Kahvaltılarda ve ara öğünlerde tost olarak tüketilebiliyor. Ana öğünlerde et, balık, sebze yemeklerinden salatalara kadar çeşitli lezzetlerin eşlikçisi olabiliyor. Ayrıca özel günlerde enfes tariflerle kanepe çeşitleri hazırlamakta da kullanılabiliyor. Ekmek tüketirken sadece doymak değil, tam anlamıyla beslenmek isteyenlere Tam Tane Tahıllı UNO Premium ekmekleri tavsiye ediyorum.

Daha fazla bilgi almak için videolarını izleyebilir ve Facebook hesaplarını takip edebilirsiniz.

Sağlıkla kalın,

https://www.facebook.com/UNOEkmek/
#TamBeslenTamYaşa


Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Şubat 2016 Pazartesi

Ev Yapımı Doğal Katı Yoğurt

Şahane bir hafta diliyorum hepimize, sevgi, saygı, empati ve huzurun eksik olmadığı inşallah...Mükemmel bir hafta olsun!



İlk yoğurt yapma denemelerim Arda’nın doğduğu zamanlara denk geliyor, o zaman güvendiğim bir yerden doğal süt getirtmiş ve yanında da yoğurt mayası istemiştim,maya’yı beğenmememe rağmen yapayım dedim ama evde kimse yoğurda dokunmadı ben dahil :) Tabii ben açıkçası biraz tırstım yeniden denemeye ama “organik” te olsa dışarıdan yoğurt almak beni inanılmaz geriyordu…Ama beceremedik işte ta ki tüm cesaretimi toplayıp başaracağım deyip @tazedirektten (maalesef kapandı ama belki geri gelir belli mi olur;) yoğurt sütü (Son yoğurumda Yoncadan organik süt kullandım tazedirekt'te de satılıyordu) ve çömlek yoğurdu (son yoğurdumda Ada organik yoğurt kullandım) alana dek ;) Artık taş gibi miss gibi prebiyotik yoğurdum oluyor :) Bu ara çok arkadaşım sorunca da tarifi paylaşmak istedim...


Ev Yapımı Taş Gibi Yoğurt


Malzemeler:


1 lt günlük süt (Yoncadan Organik Şişe Süt kullandım)
1 – 1,5 dolu yemek kaşığı yoğurt (Ada organik yoğurt, çömlek yoğurdu vb.)
Tel süzgeç
Cam kaplar
Porselen tabak
1 poşet probiyotik toz (Ben NBL Probiyotik kullanıyorum)

1 çay kaşığı tereyağ

1 tahta kaşık, bıçak 
2-3 battaniye


Hazırlanışı 


Önce mayalık yoğurdumuzu buzdolabından çıkartalım ki oda ısısına gelsin. Ne kadar ılık o kadar sert yoğurt ;) Ve yoğurdunuza probiyotik tozunuzu ekleyip iyice karıştırın.  Sütümüzü  dibine fincan kapağı konulmuş (taşmasını önler) ve 1 çay kaşığı tereyağ (yine taşmaya karşı) eklenmiş tencereye döküp ısıtıyoruz, en az 15 dak kısık ateşte kaynatıyoruz ki sütteki su buharlaşsın ve yoğurdumuz katılaşsın. Bu arada kaplarımızı üzerine (ısı kaybı olmasın diye) sofra bezi serdiğimiz bir tepsiye oturtalım. Sütü kaynadıktan sonra ocaktan alın ve sık aralıklarla serçe parmağınızla sütü kontrol edin. Serçe parmağınızı süte batırıp 10’a kadar sayın, 7’ye geldiğinizde eliniz ısırıyorsa hafif yanıyorsa tam zamanıdır. Sütü kaplarınıza bölüştürün, azıcık sütü de mayalık yoğurdunuza katıp karıştırın bütünleşsin ve sonra bu mayayı da kaplara bölüştürüp her bir kabı hafifçe tahta kaşıkla karıştırın. Bu aşamadan sonra lütfen kaplar hiçbir şekilde sallanmasın. Sonrasında kapların üstüne gelecek şekilde süzgeci yerleştirin ki buharlaşan su kaplarımıza dökülüp yoğurdumuzu sulandırmasın. Battaniyelerle de iyice sarıp 6-8 saat bekletin. Ta taaam miss gibi yoğurdunuz hazır. Kapaklarını kapatıp buzdolabına kaldıralım ve 1 gün de buzdolabında bekletelim. Göreceksiniz daha da sıkılaşacak, lezzeti de daha çok oturacak...


Sonsuz sevgi ve ışıkla kalın, Züzü

23 Kasım 2015 Pazartesi

Mama Sandalyesi


Arda #blw'ye geçmeden net'te çok fazla mama sandalyesi araştırdım, araştırdıklarımı da mutlaka e-bebek’e gidip inceledim ki zaten kararımı vermiştim. Ama gidip görmek lazım ki net siparişi geldiğinde hayal kırıklığı olmasın. Sonuç “Chicco Polly”; evet ağır, evet büyük-hatta kapandığında bile büyük, çok yer kaplıyor, diğer IKEA sandalyeleri gibi suyun altına sok çıkart şeklinde kolay temizlenmiyor ama umrumda bile değil…Çocuklarımın rahatlığı benim rahatlığımdan önce gelir…Rahat çocuk hem yemeğini keyifle yer hem de kalkmak için can atmaz...Bi düşünsenize saatlerce o tür mama sandalyelerinde oturduğunuzu... Şahsen ben hiç rahat edemiyorum, o mantıktan yola çıkarak ta, çocuğumun da etmeyeceğini düşünüyorum...İstisnalar kaideyi bozmaz elbette :)
Evet başlarda, tecrübesizken, yemin ediyorum temizlemekten bıktık, sinir oluyorduk temizlerken oraya buraya giren yemek artıklarından, ama onun da kolayı var örtü…Sandalyenin üstüne atıyoruz bir örtü, ooh misss… #blw de her taraf batıyor özellikle başlarda, hatta bir ara #blw başlangıcı için IKEA’nın mama sandalyesini düşündüm, bir de onu mu alayım diye ama yok her yol beni Chicco Polly’ye çıkarttı…Benim için her yanı artı! - Çünkü özellikle başlarda uzun uzun oturuyor bebiş sandalye’de bu nedenle koltuk rahat olmalı ki bunun oturma minderi pofuduk pofuduk…-Mama sandalyesi iki tepsiden oluşuyor, silmekle uğraşacağınıza üst tepsiyi suyun altına tutup yıkıyorsunuz, bitti…-Sandalyenin bir artısı da asansör sistemi; yüksekliği ayarlanabiliyor…Masanızın yüksekliğine göre ayarlayabilirsiniz...Sırt kısmı da üç ayrı pozisyon’a ayarlanabiliyor… Bence #blw için biçilmiş kaftan, rahatlığından dolayı…Temizliği ise örtüyü at üstüne tamam, yıkarsın geçer ;)

Bu rahatlığı bizi öylesine büyüledi ki anneme bile bu sandalyeden aldık :) Asla pişman olmazsınız, ödediğiniz her kuruşa değer...


Sevgiyle ve ışıkla kalın...

Züzü

29 Mart 2015 Pazar

Dereotlu Peynirli Anne Poğaçası

Bize çocukluğumuzu hatırlatan lezzetlerin yeri bir ayrı oluyor değil mi? Annem telefon açıp ta haydi çayı koydum, yanında en sevdiğin poğaçalar da var dediğinde bu daveti ret etmem imkansız:) Annemin meşhur dereotlu peynirli poğaçası eşliğinde çay, ohhh miss...
Annemin yıllardır sakladığı poğaçasının lezzet sırrını sonunda keşfettim :) Aslında benim tarifimden tek farkı poğaça hamuruna yağ ile birlikte kaymak eklemesiymiş. Meğer eskiden de hanımlar hamur işlerine, yemeklere kaymak koyarak benzersiz lezzetler hazırlıyorlarmış. Bu sır bugün benim mutfağıma Teremyağ Gurme Kaymaklı ile taşındı ve mutfağımdan çıkan kokular komşularımın dilinde dolaşıyor :) Siz de bu sırrı Teremyağ Facebook ve Instagram sayfasını takip ederek keşfedin derim...
Malzemeler: 
6 yemek kaşığı (200 gr) Teremyağ Gurme Kaymaklı,
2 adet yumurta (bir adet yumurtanın sarısını üzeri için kullanacağız),
1 çay bardağı (100 gr) yoğurt,
1 paket kabartma tozu,
2 yemek kaşığı sirke,
1 çay kaşığı tuz,
 5 su bardağı (600 gr) un,
1/2 demet incecik doğranmış dereotu (isteğe bağlı)
İçi için: 200 gr beyaz peynir
Üzeri için; Çörek otu
Hazırlanışı:
Hamur için gerekli olan tüm malzemeleri ve Teremyağ Gurme Kaymaklıyı bir kaba alalım. Güzelce karıştırıp yumuşak bir hamur haline getirelim ve 15 dakika kadar dolapta dinlendirelim.
Hamurumuzdan istediğimiz büyüklükte bezeler koparalım ve avuç içi büyüklüğünde açalım.
Ortasına beyaz peynir koyarak kenarlarını ortada birleştirelim ve yuvarlayarak tepsimize dizelim.
Ek yerleri alta gelecek şekilde dizmeye dikkat edelim. (Ben yuvarlak şekilde yaptım annelerimiz hep öyle yapardı ama siz de istediğiniz şekli verebilirsiniz)
Üzerlerine yumurta sarı sürelim ve isteğe bağlı olarak süs için çörek otu veya susam serpip 180 derece fırında üzerleri kızartana kadar pişirelim.
Afiyet Olsun :)
Bu içerik http://hulyalitarifler.com/ tarafından hazırlanmıştır.



Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Pancake (BLW)

Günaydın ve iyi haftalar... Haftamız sağlık,mutluluk, huzur dolu ve vanilya kokulu olsunHarekete geçmek için gerekli tüm enerji bu hafta bizi sarmalasın:) Şans her zaman iyi yüreklilerden yana olsun :)


Instagram'da uzun zamandır faal olarak bebek yemekleri/ bebek lezzetleri paylaşıyorum...Ama artık inşallah bu tarifle hem bloğumu daha aktif kullanacağım, hem de bol bol lezzetli tariflerle bebeklerimizi de mutlu edeceğiz...

Felsefemiz bulamaç'a hayır! Bebeklerin de damak tadlarının olduğunu göz önünde bulundurarak, onlara da lezzetli yemekler hazırlıyoruz artık...Ahh blw hastasıyım, hastasıyız :)) BLW nin hep diyorum en güzel yanı bu, bebeğinize ayrı yemek hazırlamak zorunda kalmıyorsunuz kendinize ne hazırlıyorsanız bebeğinize de onu hazırlıyorsunuz...Tek farkı yemekleri hazırlarken tuz ve şeker kullanmıyoruz...Diğer muhteşem yanı da bebeğiniz sayesinde daha sağlıklı besleniyorsunuz;) Çok yakında BLW'yi tüm yanlarıyla ele alacak yazımı paylaşacağım...Öncesinde blw 'yi aktif uygulayan bir anne olarak sizi Instagram'a bekliyorum...

Nefiss pancakeler ile karşınızdayım :) Siz kendinizinkine şeker ekleyebilirsiniz... Her ikisinin de hazirlanişi inanilmaz kolay biri Annabel Karmel 'e ait diğeri Züzü'ye:)) Önce üstadın tarifiyle başlayalım, orjinaline bakmak isteyen sitesinde "My favourite pancake" tarifine baksın, ben hazirladigim gibi yaziyorum

Pancake (Annabel Karmel)


Malzemeler:
120 gr.un (ben tam buğday kullandım)
1 çimdik tuz
2 Yumurta (organik)
210 ml süt (organik tabii)
90 ml su
Tereyağ


Hazırlanışı
Un'u tuz ile karıştırın,ortasini açın ve yumurtalari kirin beraberce çırpın.Süt ve suyu karıştırıp yavaş yavaş karışıma ekleyin.Tereyağ'ı tavda kızdırın, pancake hamurundan bir kepçe alıp kızgın tavaya dökün, önlü arkalı pişirin...

Züzü'nün Pancake'i

Malzemeler:
1 yemek kaşığı yulaf ezmesi
100 ml kaynar su
200 ml organik süt
1 tatlı kaşığı buğday ruşeymi
100 gr tam buğday unu
Tarçın (opsiyonel)
Tereyağ


Hazırlanışı: 
Yulaf ezmesini 100 ml kaynar suda yumuşatın.Oda ısısındaki yumurtaları çırpın ve elenmiş unu ekleyerek çırpmaya devam edin.Sütü,yulaf ezmesini suyla beraber,ruşeymi de ekleyerek son bir kez daha çırpıp, tereyağ eritilmiş kızgın tavaya 1 kepçe döküp önlü arkalı pişirin.Nasıl yumuşak nasıl lezzetli Annabel aplanınkinden güzel yani  Şaka bir yana hakikaten yumuşacık ve lezzetli...Minik gurmelere ve size afiyet bal olsun :)


Sevgi ve ışıkla kalın,

7 Ocak 2015 Çarşamba

Bir doğum hikayesi de benden...

Merhabalar,

Muhtemelen her açtığınızda Semizotlu Patates Salatasını görmekten her ikisinden de nefret eder oldunuz :))...Çok zaman oldu yazmayalı, ama o ara süreç'te güzel şeyler hem de çoook güzel şeyler oldu çok şükür...Nerden başlamalı bilmiyorum ama sanırım bir doğum hikayesi yazmak lazım :) Gerçi Instagram'da oldukça aktifiz, IG'si olanları bekleriz efendim, bi tık

Her şeyden önce yeni yılınız kutlu olsun... Seviklerinizle beraber çok mutlu, sağlıklı ve mucizelerin gerçekleştiği büyülü bir yıl geçirmenizi dilerim...2015 bittiğinde de öyle bir yıl yaşamış olun ki yeniden yaşamak isteyin, o derece mükemmel olsun...

Gelelim arada yaşanan güzelliklere;
 
Evet çok şükür onca kanamaya rağmen küçük bey geldi, kavuştuk ARDA'mıza:) Hem de aynen bir ara yayınladığım fotoğraftaki gibi maaşallah güler yüzlü, keyifli, huzurlu ama elbette ki damarlı bir çocuk...Olmasaydı şaşardım zaten :)))

Hemen o muhteşem doğum hikayesini anlatıp yepyeni ve sizlere de çok faydalı olacağına inandığım konularla devam edeceğiz...:)) Acaba Azra'nın hikayesiyle mi başlasam...Evet evet yeni annelere de kıyaslama ve yol gösterme açısından yardımcı olsun hem ;)

Azra'da 27 yaşında genç ve çıtır bir anneydim :))))))Şaka bir yana ilk defa anne olmuş herkes gibi tecrübesiz ve bir o kadar pinpiriktim... Ha bana göre halen tecrübesizim, bilmediğim çok şey var ama bi tık daha önde olabilirim ilk anneliğime göre :))



Azra
Azra'ya sancılarım 18.07.2004'te akşam 20:20'de başladı, iki öncesinde de zaten doğum lekesi (işareti) gelmişti...Tabii benim onların sancı olduğunu anlamam tam anlamıyla gece 03:00'te oldu...Başta gayet rahattım, hatta bir de diyordum ki amaaan  böyle sancı olacaksa hep doğurayım ben ahahahaha  :)))...Gece 3 olduğunda ise dayanamayıp doktorum Feriha Uygur 'u arayıp ağlayan bir tip "Böööğğğ ben doğuruyorum sanırım" ama tabii telefonun diğer ucundaki tecrübeli ses..."Doğurmuyorsun, daha başındasındır...Senin doğurman öğleden sonrayı bulur. Sakin ol, yakınsan git hastaneye bir kontrol ettir, sonra da sabah 09:00'da gel boşuna bekleme onca saat hastane'de" dedi... Tabii ki hemen hastane'ye gidildi, hakikaten de daha herşeyin başında olduğum anlaşıldı ve tıpış tıpış anneme gittik...Babam ise allah rahmet eylesin, elini yüzüne yaslamış ve bana acıyan gözlerle bakıyordu...bir yandan da sessizce bu kız nasıl doğuracak diyordu...09:00'da hastaneye gittik ve bir süre sonra doktorum geldi, ama ben dayanabilecek durumda değildim artık...Gece hiç uyumamışım, sancılar tavan artık ama Azracığımın gelmeye niyeti yok halen...Yalnız muhteşem bir kadroyla doğum yaptım, biri saçımı örüyor, diğeri yanağımı okşuyor bir diğeri benimle nefes alıp veriyor...Canımın içi doktorum ise zaten yanı başımda Allah'tan sonra en büyük güven...Ve fakat artık öğlen 12:00'de pilim bitmişti ve yine böğürerek ne yap et doğurt beni artık dayanamayacağım, acı çekmek istemiyorum daha fazla gücüm kalmadı diye çığırırken Feriha'nın gözleri açıldı ve sakın bana sezeryan istiyorum deme dedi...Hayır istemiyordum tabii ki ama başka bi yöntem olmalıydı...(Bu arada ben canı çoook kıymetli biriyim, acıya dayanıklılığımı az'dı hele ki o zamanlar...Beni normal doğum'a ikna eden kişidir Dr. Feriha Uygur) Vardı epidural normal doğum ama tabii o sancılarla onu yaptırmak riskliydi, fakat hesap edin artık ne hale geldiysem epiduralci doktora şunu dediğimi hatırlıyorum, hocam yapın riskleri vs umrumda değil yapın...Ve epidural hazırlandı, 14:25'te de Azra'yı kucağıma aldım...Tabii ki bu kadar kısa ve kolay olmadı, ama detaylar göz korkutabilir :)))) Bence bu kadarı yeter...Gece 20:20'de başlayan macera ertesi gün öğleden sonra 14:15'te mutlulukla bitti...Doğum esnasında elbette sıkıntı yaşadım ne de olsa ilk doğum ve doğumun her detayını okumuş olsanız dahi yine de yabancı olduğunuz bir durum...Neyle karşılaşacağınızı bilmediğinizden korkuyorsunuz...İnanın bunlar sadece ilk doğum için geçerli...Sonraki yada sonrakilerde bir tık daha rahat oluyorsunuz...Bu okurken öğrendiğiniz teorik bilgileri gerçekte karşı karşıya kaldığınızda yaşadığınız zorlukla aynı aslında mantık olarak:) Ama tabii onların stajı var, bunun yok :))) En azından kendi bedeninizde yok ;) Neyse doğum esnasında yok nefes alamadım, yok doğuramadım ahahahahah (nefes bölümü epidural'in bendeki etkisiymiş daha sonradan anladık, ama tabii enteresan olan herkeste böyle olmuyor) derken mucizeyi kucağıma verdiler...Azra'yı doğumdan sonra göğsüme ilk yatırdıklarında ağlıyordu fakat ten temasımızla bir anda sustu...Kafasını yukarı doğru çevirip bana baktı ve o an sustu..:O an başladı her şey, ilk mucizem işte burdaydı... (tabii o zamanlar öyle doğum fotoğrafçısıydı vs yok, yada varsa da ben bilmiyordum, dolayısıyla da çocuumun fotosu yok doğum'da, olanlar da dijital ortamda değil...:)



Azra
Gelelim Arda'ya:) Arda'nın hamileliği daha önceki şu yayında da anlattığım gibi bir süre sıkıntılı geçti ama sonrası yine aktif ve hızlıydı...Çook fazla rahat bir hamilelik geçirdim, bunda elbette artık tecrübelenmiş olmanın da rahatlığı vardı :)) 19 Mayıs gibi güzel ve anlamlı bir günde belirtiler başladı...Sancı falan değil, ama 1-2 güne doğuracağımı hissettim...20'sinde kontrole hafif sancılarla gittik ve akşam 17:00'de yatış yapılmıştı bile :) Yeni bir sayfa'ya az kalmıştı:) Eşimle beraber hastaneye girişimizi yaptık, işlemler tamamlanırken hasta bakıcı beni sıcacık gülümsemesiyle karşıladı ve doğumhane bölümüne aldı...Bu sefer ben de çoook rahattım ama yine de doktorumun da gelmesi beni daha çok rahatlattı...Neyse ki bu sefer zaten en başından direk epidural yapmaya karar vermiştik bile, tabii bir sürü çatırdayan ses geldi "ama uzun sürer yine doğumun, ama nefes alamazsın ama ama " derken ben zaten çoktan kararımı vermiştim drumla beraber...Hayır bu sefer ki doğum gayet rahat olacaktı allahın izniyle çünkü gerek ardımdan dua eden ve iyi niyetini gönderen bir sürü insan, gerek hamileliğimdeki rahatlığım ve pozitifliğim gerek bir sürü olumlu duyguyla oldukça huzurlu ve keyifli geçeceğini biliyordum :)) Velhasıl epidural uzmanımız epidurali taktı, bir yandan suni sancı bir yandan epidural ile her şekilde dengelediler durumu...En güzel yanı canım doktorum Feriham'ı kapıda görmem oldu tabii...Epidural beni tamamen uyuşturmadı (ki ilk doğumumda çok fazla uyuşmuştum doğumumun uzaması da bundan dolayıydı), ama ben herşeyde bir hayır olduğunu düşündüğümden hiç sıkıntı yapmadım...Mesela sağ taraf hiç uyuşmadı ama bence olması gereken de buydu ki bütün doğum aşamaları rahat geçsin ve aslına uygun ilerlesin...Çok ta eğlendim sancılar esnasında, hiç yalnız kalmadım zaten başta canımın içi ruh eşim kocam, bitanem, her şeyim, ilk göz ağrım kuzum Azra'm, sonra biricik annem, canım ablam ve güzel dostum kardeşim Eylem...Elbette teknoloji sayesinde yanımda olan, güzel dileklerini ve bana okudukları duaları bildiren, yasin okuyanlar iyi dileklerini gönderenler (yaşasın whatsapp, Messenger ahahahahha) ve bir şekilde hep yanımda olanlar...Canımsınız iyi ki varsınız ve hep olun tamam mı...:)) Eşim de doğuma girdi tabii,  aslında girmek istemiyordu, ama canım doktorumun "ne demek girmemek, daha bu kadın doğurmaz, gir ve bu duyguyu yaşa!"demesiyle bi gaza geldi girdi doğuma...Tabii Oziciğimin en büyük derdi benim acıma nasıl dayanacağıydı, oysa ki ben çok rahattım, elbette yine de korkuyorsunuz ama ilk seferdeki gibi değil...Bol bol yürüdük, bol bol ayetel kürsi okuduk, bol bol kahkaha attık, tabii ki epiduralin yan etkileri bende yine açığa çıktı...Mide bulantısı, az da olsa sanki nefessiz kalma, istifra...Ama bilgim dahilinde olduğundan önceki gibi tavan yapmadı korkular...Sadece doğumun daha da yaklaştığını anladım... Tabii bu arada ben, kocacığım, hemşire, ebe ve doktorumla halimizi görmeliydiniz...Tek doğum yapan bendim o gece hastanede :)) Elbette muhteşem bir duygu, teksiniz ahahahaha...Herkes bütün doğumhaneler benim seç beğen doğur...Zaten normal olmayan ben keyfim de yerinde olunca daha bir enerjik oluyorum :))))Velhasıl güle oynaya ve 4 nefeste doğurduk rabbime şükür...Aşkıma da nasıl bir rahatlık verdiysem bir baktım o tedirgin adam gitti yerine elinde fotoğraf makinesiyle doğumun her karesini çeken bir adam geldi ahahahahaha...Hala aklıma geldikçe gülüyorum...Doğum bile inanılmaz eğlenceli geçti, ee doktor muzur hasta zaten normal değil, ekip şahane gerisini siz düşünün...Neyse zaten o muzurluktan sonra ivit bir an önce kucağıma almalıyım deyip kuvvetli bir nefes ve rabbimin de yardımıyla bebeğimi kucağıma aldım...Ne muhteşem bir duygu, nasıl bir mucize...Rabbime şükürler olsun ve dileyen herkese nasip etsin inşallah...Tabii ki en hayırlı şekilde...


Arda - Dr. Feriha Uygur
Annelere tavsiyem; hamileliğiniz boyunca her ne olursa olsun mümkün olduğunca pozitif, eğlenceli ve huzurlu olmaya çalışın...Çünkü bebeğiniz her türlü bundan etkileniyor ve doğduktan sonra da hamileliğiniz boyunca pozitifliğinizin yansıması bebeğinizde görülüyor...Unutmayalım ki hepimizin hayatında sıkıntılar, üzüntüler, mutsuzluklar, hayal kırıklıkları vs... olabiliyor dönem dönem...Ama bizler bütün bunların bir sebebi olduğunu bilir  ve hepsinin bizim aslında daha da donanımlı hale gelmemiz açısından allah tarafından bir hediye olduğunu kabul edersek, her açıdan çok daha huzurlu çok daha doyumlu ve mutlu bir insan oluruz...



Kardeşle ilk karşılaşma


HAYAT
Arda şu anda 7. ayını doldurdu ve oldukça keyifli bir minik adam, çok şükür...Hamilelik ve doğum ne kadar rahat olduysa çok şükür, lohusalığım da o kadar rahat geçti...


Bütün hamileliğimi aktarım canım dostum Hande Polat ve Drum Feriha Uygur ile yürüttüm...Dalgalanmalarımda ve bilimum sıkıntılarda canımın içi Hande'm bitkileri ve dostluğuyla yetişti...Hamileliğim boyunca folik asit desteğinin devamı için her gün Isırgan Otu Çayı içtim (
Isırgan otu çayı vitaminler, kalsiyum, demir, folik asit, potasyum, magnezyum, karotin ve çinko açısından son derece zengindir). Bunun dışında soğuk algınlığında zencefil - bal - limon üçlüsünü kullandım...Ruhsal dalgalanmalara ve olası lohusa duygu durum bozukluklarına karşı tedbiren Omega3 kullandım...Elbette bunların hiçbirini kafama göre kullanmadım, her zaman Hande'nin yönlendirmeleriyle hareket ettim drumdan da izin aldım...Yine söylüyorum lütfen ben dahil herkesin söylediği şeyleri hemen kullanmayın, doktorunuza danışın... Bu arada bol bol alkali su içmeye devam ettim ayrıca da doğuma yakın Handeciğim doğumun rahat olması için bol bol hurma yedirdi bana...Hurma'nın doğumu kolaylaştırıcı ayrıca da süt yaptırıcı etkisi var...

Hande Polat
Gelelim süt olayına...Azra'da sütüm olmamıştı, cahiliye dönemindeydik :))), çok çırpınmamıştım...Çünkü annemin de sütü olmamış dolayısıyla bizde genetik demek ki diye düşünmüştüm...Arda'da ise çok su içtim, ısırgan otuna zaten devam ettik...ilk hafta bir gece -klasik herkeste olan - süt dolması neticesinde göğsümde bir yanma, s.ertlik, ağrı ile rahatsızlandım ve hemen doğum yaptığım hastaneye başvurdum telefonla, kendileri  bu konuyla ilgili bir bölümü olmadığını söylediler ve biz şok...Başladık sonra hastane hastane gezmeye..Özeli devleti ama bir allahın kulu da bunun çözümünün aslında ne kadar kolay olduğunu söyleyemedi, hem de sağlık sektöründen danıştığımız hiç kimse...Yazık...Ağlayarak eve geldim, hele ilk defa bu tür bir durumda devlet hastanesine gitmeyi kabul eden ben (ha burda hemen belirteyim asla hava vs değil gitmeme sebebim, bilakis olacaksam da paramla rezil olurum deyip özel sağlığımı kullanabildiğim her yerde kullanıyorum, devlet te insanlara edinilen muameleyi gördükçe çıldırıyorum...Bu arada sözüm gerçekten insanlar için çalışan, idealist, mükemmel doktorlara ve sağlık mensuplarına değil...Tam tersi geldiği ve gideceği yeri bilmeyenlere!!!HANGİ ALANDA OLURSA OLSUN!) Velhasıl nerde kaldık devlete gitmeyi kabul ettim ve bir devlet hastanesinin acilin'e gittim...Ondan önce Zeynep Kamile de gittim onlar yine ilgilendiler en azından yönlendirdiler, dinlediler...Ordan devlet hastanesine gittik ve gerçekten inanılacak gibi değil...Önce giriş yapıyorsunuz, zaten orası allahlık, gelen hastalar perişan, ciddi rahatsız olmasa insanlar manyaklar mı gecenin bir yarısı evlerinden çıkıp hastaneye gelsinler!!! Neyse bir lakayıtlık, bir ilgisizlik, bekliyorsunuz banko'da zaten o tabloyu görmek beni ölesiye çıldırttı, zaten doğum sonrası hormonlar tavan, bir de böyle bir durumu görünce hepten çıldırdım...Neyse gittik muayene bölümüne, bir bakayım ki herkes doluşmuş bir oda'ya ve kurbanlık koyun gibi insanlar bekliyorlar...Görseniz ağlarsınız...Ayakta duracak halleri yok insanların, dr zaten yok ortalıkta! ve zaten çıldırmış olan ben tam bekleme odasından çıkarken drun salına salına elinde kahvesiyle geldiğini görünce hepten çıldırdım! Ve söylene söylene e hormonların da etkisiyle ağlayarak terkettim hastaneyi...Ve koskoca Istanbul'da bana yardımcı olabilecek ne bir özel hastane ne de devlet hastanesi bulamadım! Gerçekten yazık...Ertesi gün tekrar aradım doğum yaptığım özel hastaneyi bu sefer başka biri çıktı ve aaa olur mu neden geceden gelmediniz burda her tür imkanımız var demesin mi... Nasıl sinirlendim, dedim dalga mı geçiyorsunuz, gece aradık öyle şimdi böyle! Neyse gittik hastaneye, sağma makinesi verdiler (!) eşimle beraber oturduk sağdık ahahahahah.. Ayrı bir komedi zaten orası da sizi öyle bırakıyorlar :))))).Sonra da şikayette bulunduk...Uzun lafın kısası bir ülkenin can damarı eğitim sistemidir...İnsanlara iyi eğitim verilmediği müddetçe isterse en iyi mesleğin en üst makamına gelsin nezdimde hiç değeri yoktur ve bu tür insanların hiçbirine de hakkımı helal etmiyorum...Etmem!Bu tarafta olmasa da öteki tarafta iki elim yakalarında...Ahlaki, vicdani eğitim ve gelişim ise her şeyin üstünde geliyor...Tabii işini sevmek te çok önemli, çünkü işini seven sorumluluğunu bilir ve ona göre hareket eder...

Bir sonra ki gün güzellik merkezi sahibi bir arkadaşım aradı hatır sormak için ve içinde bulunduğum durumu anlatınca, sağolsun işini gücünü bıraktı sağma makinesini kaptığı gibi geldi bana...Çünkü hastane sonrasında da sıkıntılar devam ediyordu...Kızcağız geldi, bir leğene oldukça sıcak su doldurttu havlularla bir yandan sıcak kompres yaptı diğer yandan da masaj...1 saatten fazla uğraştı ve ancak bu uğraşının sonunda ilk ağız sütümüz geldi...:) Asla hakkını ödeyemem...Yaşamayan anlamaz denir ya, kendisi de yaşadığı için bana hızır gibi yetişti...Hemen akabinde süt sağma makinesi de kiraladık ve devam ettik işlemlerimize...Ha sanmayın ki foşur foşur sütüm geldi, alakası yok...Çok aşırı bir sütüm olmadı, olamadı...Ne kürler denendi, incir kürü, beyaz dut kürü, bol bol su, macunlar ııh...Az'dı sütüm...



Dr. Kudret Kulak - İlk Muayene
Sonra Bebek Doktorumuz Dr. Kudret Kulak'a gittik Arda'nın hastane sonrası ilk kontrolüne, zaten ondan başkasına da güvenemezdim, hele doğum yaptığım hastane mi asla!Rabbim düşürmesin bir daha!(He ama bu arada rahatsızlandığımın ertesi günü gittiğimde sağma öncesi USG çektiler ve cerrahlarına kontrol oldum, hem USG çeken dr hem de cerrahları müthiş ilgiliydi...Cerrah olan doktorun 6 aylık bebeği vardı bu sıkıntıları gayet iyi biliyordu ve inanılmaz ilgilendi, USG çeken de kendi yaşamış bu sıkıntıyı zamanında bana da oldukça yardımcı oldu...Geri kalana ise söyleyecek söz yok...

Kudret bey ilk muayenesinde Arda'nın dil bağının önde olduğunu ve bunun konuşma sorunlarına yol açabileceğini söyledi, ama rahat olmamı kendiliğinden de geçebileceğini ve 6. Ay'a kadar beklememizi söyledi...6. ayın sonunda da bizi yönlendirdiği KBB Profesör'ü sevgili Prof. Dr.Hüseyin Seven'e gittik ve 1 hafta sonra müdahalemiz gerçekleşti...Toplam'da 10 dakikalık bir müdahale ama oğlumu ameliyathane'ye teslim etmek onsuz odaya dönmek bana asır gibi geldi...Çok şükür o da bitti ve sonrası hiç sıkıntılı olmadı...Aynı gün biraz sersem gibiydi o kadar, ki uyutulmadı, öyle olsaydı zaten imkansız olurdu herhalde karar vermem...Sadece odaya getirdiklerinde sessizce ağlıyordu kuzum, beni görünce de rahatladı ve ben de tabii, ama aile boyu başladık ağlamaya :))) Halimiz görülmeye değerdi...:)) Kuzumu da o gün okula gönderemedim, kardeşimi bu durumda yalnız bırakamam anne, kendini benim yerime koy deyince hak verdim ve maaile gittik:) Müdahalenin  fazla detaylarını sormadım bile yoksa her şeyden vazgeçebilirdim...Doktoruma çok güvendim ve boşa çıkmadı çok şükür güvenim...:)Aşağıdaki foto'da uyuyor kuzum, baygın falan değil yani...


Prof. Dr Hüseyin Seven
Devam edelim...Ve bütün kontrollerimiz yapıldı sıra bana geldi, bana da sütümün Arda'ya yeterli gelmesi için ilaç verdi kullandım ama ııh hemen akabinde de abim'i kaybedince az olan süt hepten gitti...Ama bir süre sonra yine ilaç kullandık, yine olmadı...Velhasıl yapılabilecek her şeyi yaptık ama olmadı... Yine de Azra'dan daha çok emzirebildim...Ve sonrasında SMA ile devam ettik beslemeye kuzumu...Şimdilerde yaklaşık 2 aydır blw (baby led weaning = bebeğin kendi kendine beslenmesi) ile meşgulüz...Bir sonra ki post baby led weaning ile devam edecek:)

Sevgi ve ışıkla kalın...
Züzü

3 Aralık 2014 Çarşamba

Özür özür özür :))

Uzuuuun zamandır yazı yazmadım, ama gerçekten vaktim olmadı...BU arada yorumlarınız için çooook teşekkür ederim hepinize tek tek cevap verdim ama bayağı gecikmeli olarak çoook özür dilerim...En kısa sürede belki bugün belki yarın yeni paylaşımlarla aranızda olacağım...

Sevgilerimle,